İstanbul

Fatih

YOL TARİFİ AL

Gezi Rehberi

OTELLER

Restaurant & Cafe

Aktiviteler


Yurtiçi & Yurtdışı Turlar

İstanbul'da Gezilecek Yerler

 Sultan Ahmet Camii ve Meydanı

Osmanlı padişahı Sultan l. Ahmet’in yaptırdığı Sultan Ahmet Camii; Türkiye’nin ve İstanbul’un en önemli ve görkemli yapıtlarından biridir. 1616 yılında yapımı tamamlanan camiinin içinde kullanılan İznik çinilerinin mavi ağırlıklı görünümünden dolayı turistler tarafından Mavi Camii “Blue Mosque” olarak adlandırılmıştır.

Sultan Ahmet Camii, Ayasofya ile karşılıklı olarak konumlandırılmıştır. Mimar Sedefkâr Mehmet Ağa tarafından yapılan eser, klasik Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden birisidir. Yıl içerisinde özellikle ramazan ayında milyonlarca ziyaretçi akınına uğrayan Sultan Ahmet Cami, tarihi yarımadanın en önemli sembol eserlerinden birisidir.

Kimi zaman saray şenliklerine ve düğünlerine, kimi zamansa yeniçeri isyanlarına, kimi zaman mitinglere ev sahipliği yapmış 2500 yıllık tarihi meydan,  insanı ihtişamıyla büyüler ve dünden bugüne tarih yolculuğuna çıkarır.

Minia Türk

 Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti’nin birbirinden güzel eserlerinin, İstanbul’da 60.000 metrekare alanda toplayan maket park alanı Miniatürk.  122 ayrı eserden oluşturulan park, dünya’nın en büyük maket müzesi özelliğini taşıyor.

Alanın içerisinde havuz, küçük alışveriş merkezleri, amfi tiyatro, otopark ve oyun alanları gibi birçok detay da bulunmakta. Miniatürk Açık Hava Müzesi yılın tüm günleri açıktır. İçerisinde otoparkı da vardır.

Ayrıca Miniatürk içerisinde bulunan “Kristal İstanbul” müzesi ise dünya’nın ilk kristal müzesi özelliğini taşıyor ve kristaller içerisinde Galata Kulesi, İzmir Saat Kulesi, Ayasofya gibi 16 nadide eser özel bir teknik ile kristal gibi cama işlenmesi ile oluşturuluyor.

Ayasofya Camii

İstanbul’un ve dünyanın hayranlık uyandıran en önemli tarihi miraslarından birisi... Tarihi yarımadada bulunan en önemli kültürel, tarihi eserlerden birisi... 537 yılında Bizans İmparatoru Justinianos tarafından yaptırılan eser, 916 yıl Bizans’ta kilise olarak kullanıldıktan sonra Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u 1453’te fethinden itibaren 482 yıl cami olarak hizmet vermiştir.

1935 yılından bugüne müze olarak hizmet veren Ayasofya içindeki ve dışındaki zarafetiyle göz dolduruyor.

Topkapı Sarayı

Osmanlı Devleti’nin ihtişamını en güzel yansıtan ve dünyanın uzun yıllar yönetim merkezi olan Topkapı Sarayı, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’a kazandırdığı  nadide eserlerden birisi... İstanbul'un 7 tepesinden birisi olan Sarayburnu tepesine konumlanmıştır.

Haliç, Marmara, İstanbul boğazı ile birlikte Üsküdar ve Galata'ya hakim bir  alana kurulmuş, zamanla büyümüş ve gereksinimlere göre yeni  eklemeler  yapılmıştır.

1460-1478 yılları arasında yapılan Topkapı Sarayı, devletin yönetim ve eğitim merkezi olmasının yanında padişahların ikamet ettiği şehzadelerin eğitildiği yerdi. Saray içerisinde Harem, Enderun, Birun, Bahçeler, Köşkler, adalet kasrı vb bölümlerden oluşmuştur. Bugün ziyaret etmek istediğinizde Topkapı Sarayında Harem ayrı bir bölüm ve ücrete tabi olmakla birlikte, 4 avlu ve Bab-ı Hümayundan oluşmaktadır.

Saray’da gezerken dinlenebileceğiniz ve İstanbul’a ve Osmanlı’ya özgü hediyelikler alabileceğiniz mekanlar yer almakta. 

Mısır Çarşısı

Her gün yerli - yabancı binlerce insanın gezip dolaştığı Mısır Çarşısı’nı,  Osmanlı Devletinde 17.yüzyılın ikinci yarısında padişah 4. Mehmed’in annesi Turhan Sultan tarafından 1664 yılında yaptırılmıştır.  Çarşı, geçmişten bugüne genellikle şifalı bitki satan aktarları, lokumcuları,  baharatçıları, kurutulmuş bitkileri, organik besinleri, kuruyemişçileri şarküterileriyle İstanbul’un en önemli tarihi alışveriş merkezlerinden birisidir.

Mısır Çarşısında daha içeri girdiğinizde baharatların ve şifalı bitkilerin kokusunu hemen hissedersiniz özellikle kış günlerinde...  Eminönü’nde bulunan tarihi çarşı iki ana giriş kapısının yanında Tahtakale, Mercan, Süpürgeciler gibi yan kapılarla İstanbul’a açılır. Tarihî çarşı sizlere unutulmaz anlar yaşatacak potansiyeli bünyesinde taşımaktadır.

Eyüp Sultan Camii ve Türbesi

İstanbul’da inanç turizmini açısından çok özel bir mekândır Eyüp Sultan Türbesi ve Camii... Fetihten hemen sonra, Fatih sultan Mehmet’in hocası Akşemseddin tarafından Eyüp Sultan Hazretleri’nin (Hz.Halid bin Zeyd Ebû Eyyub el-Ensârî) ,kabrinin bulunmasından sonra İstanbul’un ilk büyük türbesi inşa edilir. 

Eyüp Sultan Hazretleri’ne duyulan saygı nedeniyle tüm padişahların kılıç kuşanma törenleri Eyüp Sultan Türbesi’nde gerçekleştirilir. 1458 yılında Fatih tarafından, Eyüp Sultan Türbesi’nin sonra yakınına cami, medrese, imaret ve hamam yapılarak bir külliye oluşturulmuştur Sultan III. Selim döneminde camii büyük bir onarım görür.

Rumeli Hisarı

Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'un fethi öncesinde 1452 tarihinde yaptırdığı muhteşem mimari yapıt... İstanbul boğazının en dar yerine, Anadolu Hisarı'nın tam karşısına yaptırılan eser 5 asırlık ihtişamıyla ziyaretçilerini büyülüyor.

Kız Kulesi

2500 yıllık tarihi ile İstanbul'un simgelerinden biri olan kule; tarih boyunca ressamlara, şairlere, yazarlara esin kaynağı olmuş boğazın en gizemli ve romantik yerlerinden biridir.

Boğazın girişindeki konumu itibariyle çok önemli bir yere sahip olan kulenin adı Roma ve Bizans efsaneleriyle birlikte anılmıştır. Tarih boyunca kimi zaman gözetleme kulesi kimi zaman ise deniz feneri olarak kullanılmış yapı 2000 yılında aslına uygun şekilde yapılan restorasyonu ile birlikte ziyarete açılmış cafe ve restoranıyla yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağına dönüşmüştür. Kız Kulesi'ne Üsküdar Salacak'tan kalkan teknelerle ulaşabilirsiniz.

Yuşa Tepesi

İstanbul'un inanç turizmi yönünden en çok turist çeken bölgelerinden birisi olan Yuşa Tepesi, Beykoz ilçesinde bulunmaktadır. Burada Yuşa Peygamberin gömülü olduğuna inanılmaktadır ve bu sebeple onun adına yapılan türbe ziyaretçi akınına uğramakta.

Osmanlı Devletinin 18. yüzyıl sadrazamlarından birisi olan Çelebi Mehmet Sait Paşa tarafından yaptırılan türbe, depremler ve yangınlar sonucu hasar görmüştür. Aynı zamanda İstanbul boğazının güzelliğini tepeden gözleyebileceğiniz özel bir alan burası.

Süleymaniye Camii

Süleymaniye Camii, Mimar Sinan tarafından 1551 ve 1558 yılları arasında tamamlanan muhteşem Osmanlı eserlerinden birisi... Kanuni Sultan Süleyman’ın yaptırdığı caminin çevresinde aynı zamanda büyük bir külliye oluşturulmuş. Kanuni Sultan Süleyman ve eşi Hürrem Sultan hatta Mimar Sinan türbeleri külliye içeresinde bulunuyor.

Mimar Sinan'ın "Kalfalık"dönemimde yaptığım dediği camiidir.  4 adet minaresi bulunan Süleymaniye Camii, Osmanlı mimarisi'nin önemli örneklerinden birisini oluşturuyor. Cami muhteşem kalem işçiliği, akustik düzeni yıllara meydan okuyan mimarisiyle ve günde 5 defa semalarda yankılanan ezan sesleriyle İstanbul’a büyük bir zenginlik katmakta.

Aziz Mahmut Hüdai Camii ve Türbesi

İstanbul'un Üsküdar ilçesinde bulunan 1589-1598 yılları arasında inşa edilen Aziz Mahmut Hüdayi Camisi ile birlikte, külliye içerisinde kütüphane, semahane,  çeşme, imaret ve hücreler vardır. Burası bilginlerin, musikişinasların ve şairlerin toplandıkları bir yerdi. Bir ara bu toplantılara "Bahtî" takma adiyla siir yazan Sultan Ahmed ’in de katıldığı kaynaklarda yazılıdır.

Aziz Mahmud Hüdai; Osmanlı padişahlarına hocalık yapmış, döneminin çok önemli şahsiyetlerinden biridir. Aziz Mahmut Hüdai’nin türbesi de aynı külliye içerisine 1628 tarihinde vefatından sonra yapılmıştır. 1850 yılında büyük bir yangın geçiren külliye, 1875 yılında Sultan Abdülaziz tarafından tekrar yaptırılmıştır.

İstanbul Deniz Müzesi

Türkiye'nin denizcilik ile ilgili en büyük koleksiyona sahip olan İstanbul Deniz Müzesi, 1897 yılında Müze ve Kütüphane İdaresi olarak kurulmuştur. Kuruluşuna destek olan isimler ise Bahriye Nazırı Hasan Hüsnü Paşa, Miralay Hikmet Bey ve Yüzbaşı Süleyman Nutku'dur. Dünyanın da sayılı deniz müzeleri arasında yer alan müze; Beşiktaş’tadır.

Deniz kuvvetleri komutanlığına bağlı olarak hizmet veren müzede yirmi binin üzerinde eser sergilenmektedir. Gemi modelleri, haritalar, bahriyeli kıyafetleri,  el yazmaları, sancaklar, armalar, seyir aletleri ve tablolar müzede sergilenen eserler arasında yer alıyor. 3 katlı müzede 17 ayrı sergi alanı vardır.

Rahmi Koç Müzesi

Her yaştan insana bilim ve sanayi alanında birçok bilgi veren müzede gerçek bir denizaltı deneyimi yaşamak, gerçek bir şehir hatları vapurunu incelemek mümkün. Rahmi Koç Müzesi aynı zamanda Koç ailesine ait birçok antika otomobil ve teknenin de sergilendiği müze.

Vialand

Türkiye’nin en önemli tema parklarından birisi olan Vialand; Macera Dünyası, Oyun Dünyası, Efsaneler Dünyası, Şato olmak üzere dört bölümden oluşmakta.

Oyun Dünyası, daha çok küçük yaş grubu oyunları bulundururken, macera Dünyası ise adrenalin dolu eğlenceli biraz da tehlikeli hissettiren Roller Coaster muadili heyecan yaratan oyuncaklarla büyük yaş gruplarına heyecan yaşatmayı hedefleyen bir tema içerisinde.

Efsaneler Dünyası adını alan bölümde ise İstanbul temalı; Saray Salıncağı Fatih’in Rüyası ve Bir Zamanlar İstanbul gibi değişik temalı oyuncaklardan oluşuyor. Şato bölümünde ise Disneyland ayarında bir bölüm ile masallar diyarına, kahramanların âlemine götürmesi amaçlanarak tasarlanmış bir tema olarak ziyaretçileri bekliyor.

İstanbul Akvaryum

Dünyanın en büyük tematik akvaryumu olan İstanbul Akvaryum bünyesinde bulundurduğu canlılık çeşidi, temaları, yağmur ormanları ile kendi alanında dünyada ilkleri ve enleri olan bir akvaryum.

Ziyaretçilerini 16 farklı tema içerisinde Karadeniz’den Pasifik Okyanusu’na uzanan bir sırayla tüm İstanbul Akvaryumu görmeleri hedefleniyor. Temalar içerisinde her şey gerçeğe uygun olarak ve doğal şartlarda yaşatılmaya çalışılırken alanında uzman olan kocaman bir ekip bu doğal döngünün kusursuz işlemesini sağlamak.

Yerebatan Sarnıcı

İstanbul'da bulunan en büyük sarnıç olma özelliği taşıyan Yerebatan Sarnıcı; Bizans İmparatorluğu döneminde 527 ve 565 yılları arasında yapılmıştır. Yapılışının en önemli amacı yakın bölgede bulunan saraylara su taşınmasıdır.

Sarnıçta yine tarihi değer olarak önem taşıyan Medusa başı heykeli bulunmaktadır. Ayasofya ile aynı dönemde yapılan sarnıç 143 m. uzunluk 65 m. genişliğindedir. 

Bugün müze olarak hizmet veren Yerebatan Sarnıcı her gün binlerce ziyaretçiyi tarihte yolculuğa çıkarmakta, çeşitli kültürel aktivitelere de ev sahipliği yapmaktadır.

Galata Kulesi

İstanbul'un en önemli anıt eserlerinden birisi olan Galata Kulesi; Bizans İmparatorlarından Anastasius  tarafından 528 yılında fener kulesi olarak ahşaptan inşa ettirilmiş  çıkan yangında  büyük ölçüde yıpranınca 1348 yılında Cenevizliler tarafından Christea Turris (İsa Kulesi) adıyla yığma taştan yeniden yaptırılmıştır.

Kule 1453’te Osmanlı hakimiyetine geçmiş. Kule tarih boyunca  değişik amaçlarla kullanılmış olsa da son zamamlarda genellikle yangın gözetleme ve haber verme amaçlı kullanılmıştır. Birçok defa bakım ve onarımdan geçen yapı bugünkü şekline II. Mahmut zamanında yapılan tamiratlar sonucunda kavuşmuştur. 7 katlı yapıya günümüde asansörle çıkılıyor ve tarihi İstanbul'un her tarafını görmek mümkün. Restorant ve cafesinde oturup şehri temaşa edebilirsiniz.

Beylerbeyi Sarayı

Osmanlı padişahlarının yabancı devlet hükümdarlarının ağırlayacakları bir devlet konuk evi ihtiyacını karşılamak amacıyla Sultan Abdülaziz’in (1861-1876) isteği üzerine inşa edilmiştir. Baş mimarı Dolmabahçe Sarayını da yapan, Serkis Bey Ermeni Balyan ailesindendir. Sarayın iç ve dışındaki Barok sitilinin görülmesi, yapımı esnasında batı mimarisinin çok etkisinde kalındığını gösterir.  Saray 12 Nisan 1865 günü, Beylerbeyi camiinde kılınan cuma namazının ardından Sultan Abdülaziz Han tarafından açılışı yapıldı.

Beylerbeyi Sarayı bodrum ve 2 normal katla beraber 3 katlıdır. Bu sarayda 23 oda 6 salon olmak üzere 29 birim vardır. Saray haremlik ve selamlık olarak iki ana bölümdür. Ana binanın üç kapısı vardır. Sultan Abdülaziz tarafından yaptırılan Sarayın, mobilya, halı, perde ve diğer eşyaları oldukça iyi korunmuştur. Yapımı 4 yıl sürmüştür.

Arap Camii

Emevi halifelerinden Abdülmelik'in oğlu Mesleme tarafından 717 yılında inşa ettirilen camii İstanbul’un ilk camisi olma özelliğini taşımaktadır. İslam ordularının fetih için geldikleri İstanbul’da kaldıkları 7 yıl içinde yaptırdıkları bu ilk camii dönem dönem yenilenmiştir. İstanbul’un Galata semtinde bulunan camii, halk arasında Araplar tarafından inşa edildiğinden dolayı “Arap Camii” olarak adlandırılmıştır.

Arap Camii, Bizans'a ait olan bir kilisenin üzerinde kurulmuştur. Beyoğlu'nun en eski yapılarından biri olan cami dikdörtgen şeklinde ve ahşap tavanlıdır. Mihrabı dikkat çekici olan eserin minaresi dört köşedir ve Endülüs minarelerine çok benzemektedir.  Günümüzde ibadete açık olan camii  çevresiyle birlikte, sizleri asırlar öncesine taşıyacak  bir potansiyele sahip.

 Emirgan Korusu

İstanbul'un Sarıyer’de bulunan 300 dönümlük koruluk, İstanbul'un en görkemli yeşil alanlarından biridir. Osmanlı yöneticilerine ev sahipliği yapmıştır asırlarca. Sultan lV. Murat, Revan seferinden sonra yanında getirdiği İranlı Prens Emir Güne Han'a bu koruyu hediye ettiği söylenmektedir.

Tarihte birçok kez el değiştiren Emirgan Korusu, 1940'lı yıllarda kamulaştırılmıştır. Şehrin gürültüsünden ve kalabalığından uzaklaşmak isteyenlerin yeşillik ve deniz manzarasını bir arada bulmak isteyenlerin adresidir bu enfes güzellik.

Kapalı Çarşı

Dünyanın en büyük ve en eski çarşısı olan tarihi yapıyı fetih sonrasında, Fatih Sultan Mehmet yaptırmıştır.  550 yıllık tarihi çarşı başlangıçta devlet hazinesinin bir kısmı ve zenginlerin servetleri, değerli eşyaları, paraları ve mücevherlerinin saklandığı kapalı bir alandır.

16.yüzyılın başlarından itibaren tamamen ticari amaçla kullanılmaya başlanan çarşıda; 22 kapı, 2 bedesten, 16 han, 64 sokak, 3600 dükkân vardır. Kapalı alanı 45 bin metrekare olan çarşıyı her gün yüzbinlerce kişi ziyaret etmektedir.

Çarşıda kuyumculardan halıcılara,  hediyelik eşya dükkânlarından kumaşçılara, değerli taş ve madenden yapılmış eşyalardan deri mamullerine kadar birçok alanda üretim ve satış yapan binlerce dükkân bulunur. Ayrıca çarşı içinde ziyaretçilerin dinlenebileceği kafeler ve geleneksel Osmanlı yemeklerini tadabilecekleri restoranlar bulunur. 550 yıllık tarihi Kapalı Çarşı İstanbul'un vazgeçilmez gezi rotalarından birisi olarak önümüzde duruyor…

İstiklal Caddesi

Osmanlı Devleti’nde 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren hızlanan batılılaşma ile ön plana çıkan cadde, İstanbul'un en hareketli yerlerinden biridir. Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar adı “Cadde-i Kebir”(Büyük cadde)dir. İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde bulunan cadde, Türkiye'nin en tanınmış caddelerinden birisidir ve Tünel ile Taksim Meydanı arasında uzanır. Taşıt trafiğine kapalı cadde üzerinde yalnız üzerinde tramvay hattı vardır.

Her gün yüzbinlerce insanın gezip gördüğü, alışveriş yapıp eğlenip dinlendiği cadde mimari yapısıyla da farklı olduğunu hissettirmektedir 

Belgrad Ormanı

Metropol bir şehir olan İstanbul’un gezi ve piknik alanı olan Belgrad Ormanı, yaklaşık olarak 5400 hektarlık bir alana sahiptir. Orman alanı içersinde farklı mesire yerleri oluşturulmuş olup halka açıktır. Başkent İstanbul’un su ihtiyacını karşılamak için 3 su benti yapılmıştır tarihte bu bölgeye.

Şehrin keşmekeşin kurtulup doğayla içiçe olmak isteyen İstanbulluların kaçamak yeridir burası.

Yavuz Sultan Selim Camii ve Türbesi

Fatih ilçesinin Fener semtinde bulunan yapı, şehrin yedi selatin camisinden biridir. Osmanlı hükümdarlarından Yavuz Sultan Selim tarafından yapımına 1519 tarihinde başlanan camii oğlu Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1522 yılında tamamlanmıştır. Mihrabı çinilerle tezyin edilmiş caminin birer şerefeli iki minaresi bulunmaktadır. Ayrıca aynı tarihte imaret, medrese ve türbe bölümler inşa edilerek külliye haline dönüştürülmüştür. Bu yapılardan; cami, türbe ve sıbyan mektebi günümüze ulaşmıştır.

Yavuz Selim adına yaptırılan türbe; kesme taştan, sekiz kenarlı, dilimli kubbeli bir yapıdır. Büyük bir ihtimalle o sırada mimar başı olan Acem Ali tarafından yapılmıştır. Türbenin her cephesinde altlı üstlü ikişer pencere vardır. Türbenin içinde heybetli sandukası ve muhteşem kavuğu ile sadece Yavuz Sultan Selim’in kabri vardır. Camii çevresinde diğer türbelerde Yavuz Sultan Selim’in kızı Hatice Sultan ile kızı, Ayşe Hafsa Sultan, şehzadeler Murad, Mahmud, Abdullah, diğerinde de Sultan Abdülmecit yatmaktadır.

Galata Mevlevihanesi

İstanbul'un en eski mevlevihanesi olan Galata Mevlevihanesi,  İstanbul Beyoğlu'nda bulunmakta olup 1491 tarihinde İskender Paşa tarafından inşa ettirilmiştir. 1973'te Divan Edebiyatı Müzesi haline gelen mevlevihanenin mezarlığında, başta ünlü divan şairimiz Şeyh Galip olmak üzere birçok ünlü Mevlevi'nin mezarları mevcuttur.

Mevlevihane’de; kütüphane, sebil, derviş hücreleri, şeyh dairesi ve hünkâr mahfeli, semahane ve türbeler vardır.

Anadolu Hisarı

Boğaziçi kıyılarında görebileceğiniz en muhteşem yapılardan biri olan hisar; Osmanlı padişahı Yıldırım Beyazıt tarafından 14.yüzyılın sonlarında yaptırılmıştır. Yapılışının en önemli amacı İstanbul’u fetih için boğaz egemenliğini arttırmaktır. Yaklaşık yarım asır sonra Fatih Sultan Mehmet,  Güzelcehisarın karşısına Rumeli Hisarı'nı yaptırarak Bizans imparatorluğuna son verir ve İstanbul Boğazı Türk hakimiyetine girer.

Eski adı "Güzelcehisar" olan ve kale Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden biri dir. Anadolu Hisarı,  Göksu deresinin boğaz sularıyla birleştiği yerdedir.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri

Sultanahmet Semtinde tarihi Gülhane Parkı içinde hizmet veren müzeler, ülkemizin en önemli müzelerinden birisidir. İstanbul Arkeoloji Müzeleri, ülkemizdeki ilk müzecilik çalışmalarının yapıldığı ve eserlerin toplandığı müze olup bünyesinde üç ayrı müzeyi toplamıştır.

Bu müzeler Arkeoloji Müzesi, Çinili Köşk Müzesi ve Eski Şark Eserleri Müzesi. Müzeye giriş yaptığınızda bu üç binayı da ayrı ayrı gezmeniz mümkün. 1891 yılında müze olarak düzenlenmiş ülkemizin ilk kurumu  olan yapı, sahip olduğu çarpıcı koleksiyonların yanı sıra müze binalarının mimarisi ve bahçesi ile de tarihsel ve doğal öneme sahiptir.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri, tarihin koridorlarında bir yolculuk yapmak ve uygarlıkların izini sürmek isteyen tüm ziyaretçileri beklemektedir.

Taksim Anıtı ve Meydanı

Beyoğlu ilçesinde yer alan meydan, şehrin en ünlü noktalarından biridir dünden bugüne. Meydanda yer alan anıtın ilginç bir serüveni vardır.

Kurtuluş Savaşı'nın öyküsünü  bir anıtla anlatmak düşüncesiyle ünlü İtalyan heykeltraş Pietro Canonica yapım için çağrılmıştır. İki genç Türk; Hadi (Bara) Bey ve Sabiha (Bengütaş) Hanım'ın yardımlarıyla, anıt 1928 de tamamlanmıştır. Dönemin ünlü mimarı Mongeri, dairesel bir düzen kurar ve Taksim'de anıtıyla, yoluyla bir meydan düzenlemesi yapar.

Anıt 11m yükseklikte pembe ve yeşil renkli mermerle kaplı, dört yüzünde sivri kemerlerle belirlenen, küçüklü büyüklü, açılı kapalı nişlerden oluşturulan dikdörtgen bir yapıdır.

 Bir yüzünde Kurtuluş Savaşı'nı gerçekleştiren halk, askerler, kumandanlar, Mustafa kemal, İsmet ve Fevzi Paşalar; öteki yüzde de Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal, Büyük Millet Meclisi üyeleri, öğrenciler ve halk bulunur. Diğer iki yüzde de, sancak tutan kahramanlar, madalyon içinde, savaşta erkekleşen Türk kadınları yer alır. Bu başarılı kompozisyonlar, savaştan barışa, yokluktan Cumhuriyet'in parlak geleceğine geçişi inançlı bir coşkuyla vurgulamıştır.   

Türk ve İslam Eserleri Müzesi

Alanında dünyanın sayılı müzelerinden biri olan Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Türk ve İslam sanatı eserlerini kapsayan ilk Türk müzesidir. 1983'ten bugüne Sultanahmet’teki İbrahim Paşa Sarayı'nda hizmet vermekte olup bünyesinde 40 bini aşkın eserle kulvarında özel bir yere sahiptir. 

Müze 1984 yılında Avrupa Konseyi Yılın Müzesi Yarışması Jüri Özel Ödülü'nü almış, 1985 yılında da Unesco tarafından ödüllendirilmiştir.

Gülhane Parkı

İstanbul'un Eminönü semtinde olup 1912 yılında park haline dönüştürülmüştür. Osmanlı Devleti döneminde,  Topkapı Sarayı'nın Has Bahçe'lerinden biriydi ve bu bahçe laleler, güller ve çeşit çeşit çiçeklerle doluydu.

Tarihte birçok olaya da tanık olan Gülhane Parkı Tanzimat Fermanı'nın okunduğu yer olarak da hafızalarda kalmıştır. 1926 yılında ilk Atatürk heykeli ilk buraya dikilmiştir. Atatürk'ün 24 Kasım 1928'de Gülhane Park'ında Latin harflerini tanıtıp ilk dersini verdiği yer burasıdır.

 

>

İstanbul Video Galerisi

İstanbul'da Gezilecek Yerler